Bu sayıda, Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sisteminin bölgeler arası eşitsizliği giderme hedefini ne ölçüde karşıladığını inceliyoruz.
Yaşam kalitesini ve “iyi olma hâlini” belirleyen en önemli unsurlardan biri, refahın ülke içinde coğrafi olarak nasıl dağıldığıdır. Bu nedenle ülke içindeki yatırım-üretim dağılımı, bölgesel adaletin de en somut test alanlarından biridir.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), yayınladığı bilgi notunda Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sisteminin bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini ne ölçüde karşıladığını inceliyor.
Bültene konu ettiğimiz bu bilgi notu; teşvik belgesi adedi, sabir yatırım tutarı ve istihdam verilerinden yararlanıyor. Ayrıca 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminin ilk aylarına ilişkin verileri de dikkate alıyor.
Varılan sonuca göre teşvik sistemi, bölgesel eşitsizliği giderme amacını gerçekleştirmiyor, aksine farkı derinleştiren bir sonuç üretiyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2017 yılında hazırladığı Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi (SEGE) çalışmasına göre Türkiye’deki şehirler SEGE bakımından 6 kademeye ayrılıyor. En düşük SEGE puanına sahip olan 6. kademe bölgesindeki illerin tamamı Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olduğu şehirler.* Biz 6. kademedeki illerin oluşturduğu kümeye “Eşitsizlik Bölgesi” diyoruz.
*Bir istisna, 2017’de 5. kademe iller arasında yer alan Gümüşhane, 2025 SEGE sıralamasında 6. kademe iller arasında yer alıyor.


Kısa tarihçe: Hedef aynı, sonuç değişmiyor
Yatırım teşvikleri, Türkiye’de ilk olarak 1963’te planlı ekonomi döneminde sistematik olarak uygulanmaya başlandı. 1980’lerden sonra kapsamı genişletilerek bugüne kadar yaklaşık 16 farklı yasa, kararname ve düzenlemeyle güncellendi. Bu düzenlemelerin ortak hedefi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktı.
1998’de kişi başına geliri düşük 22 ili kapsayan bir teşvik yasası yürürlüğe girdi. 2002 ve 2005’te bu kapsam genişletildi. 2009’da ise tüm iller dört bölgeye ayrılarak yeni bir teşvik sistemi hayata geçirildi.
Ancak veriler, bu değişikliklerin bölgesel eşitsizlikleri ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığını gösteriyor: 2009 verilerine göre teşviklerin %67,8’i 1. ve 2. bölgelerdeki 24 ile giderken, geri kalan 57 ilin payı %32,2’de kaldı. Bu tablo, teşvik sisteminin tasarımındaki değişikliklere rağmen bölgesel yoğunlaşma eğiliminin sürdüğünü ortaya koyuyor.
2004–2013: Teşvikler “merkez”de yoğunlaşıyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri üzerinden yapılan ve 2004–2013 dönemini kapsayan çalışmalar, teşvik belgeleri, yatırım tutarları ve istihdamın ağırlıklı olarak daha gelişmiş bölgelerde biriktiğini teyit ediyor.

Yatırım teşviklerinden en yüksek oranda faydalanan 1. Bölge 4 milyon 190 bin Türk lirası alırken, en az oranda faydalanan 6. Bölge 558 bin Türk lirası alarak en sonuncu sırada yer alıyor.
Özetle: Teşvikler “kalkınma farkını kapatma” iddiasıyla tasarlansa da, belge ve yatırımın büyük bölümü uzun süre boyunca 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşıyor.
2012–2024: Parasal yatırımda uçurum büyüyor, istihdam farklı bir tablo çiziyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 20 Nisan 2012 – 20 Nisan 2024 dönemine ilişkin verileri, teşviklerin bölgesel dağılımında belirgin bir değişim yaşanmadığını gösteriyor. Sabit sermaye (parasal yatırım) üzerinden bakıldığında, toplam teşvik tutarının yaklaşık %61’i yine 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşırken, 5. ve 6. bölgelerin payı %10 civarında kalıyor.
Daha çarpıcı olan şu: 6. bölge parasal yatırımda %4,69 pay alırken, 1. bölge %41,58 ile neredeyse 8 kat daha fazla yatırım çekiyor.

Yatırım teşviklerinden en yüksek oranda faydalanan 1. Bölge 4 milyon 190 bin Türk lirası alırken, en az oranda faydalanan 6. Bölge 558 bin Türk lirası alarak en sonuncu sırada yer alıyor.
İstihdam açısından bakıldığında, 6. Bölge emek yoğun sektörler (Hazır Giyim, Çağrı Merkezi, vb.) sayesinde daha yüksek bir istihdam payı yaratabilmiş ancak hazır giyim gibi sektörlerde yatırımların yurt dışına kayması en fazla bu bölgeleri etkiliyor. Bu durum bölgenin istihdam açısından sahip olduğu tek avantajlı konumu da kaybetmesine neden olacak ve eşitsizliğin kapanması dinamiğini üretmekten uzak kalacak gibi görünüyor.
30 Mayıs 2025 sonrası: Yeni sistem de yön değiştirmiyor
Yeni teşvik sistemi yürürlüğe girdikten sonra açıklanan ilk veriler de beklenenin aksine bölgesel farkı azaltan bir yön üretmiyor; Eylül ve Ekim karşılaştırmaları, yatırımların yeniden 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaştığı; 5. ve 6. bölgelerde ise sert gerilemelerin yaşandığı bir tabloya işaret ediyor.
Sonuç: Büyüme olabilir ama bölgesel eşitsizlik kapanmıyor
DTSO’ya göre mevcut teşvik uygulamaları Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkı sunmuş olabilir. ancak bölgesel kalkınma ve bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesi açısından beklenen sonucu vermediği görülüyor. Aynı çerçevede ısrar edilirse farklı bir sonuç beklemek de anlamsızlaşıyor.
Teşvik sisteminde esas amaç bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltmaksa, bunun yalnızca emek yoğun ve kırılgan sektörleri az gelişmiş bölgelere kaydırarak çözülemeyeceği açık. Bu bölgelerde yatırımcının mali yetersizliğini ve yapısal dezavantajları minimize edecek, bürokrasiyi azaltan, kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım ihtiyacı öne çıkıyor.
Eşitsizlik Bülteni bir KSC yayınıdır. KSC hakkında detaylı bilgi edinmek ve diğer çalışmalara göz atmak için tıklayın.